Ses dalgaları… Işık dalgaları… Beyin dalgaları… Finansal dalgalanmalar.. Depremler… Hortumlar… Direniş dalgaları… Gündelik gelgitlerimiz… Tüm bunlar gündelik yaşamın olasılıklarını, salınımlarını, rahatsızlıklarını, ritimlerini, titreşimlerini ve hareketlerini oluşturuyor.

Bilim, sanat ve teknoloji kesişmelerinden yola çıkan “Dalgalar” çeşitli dalga formlarının yarattığı etkileşimlerle güncel toplumsal dönüşümün nasıl gerçekleştiğini araştırıyor ve tartışmaya açıyor.

Bir fizik terimi olarak dalgalar, enerjinin bir noktadan diğerine taşınmasıyla ilgili. Dalgaların iletme, aktarma, nakletme gibi medyaya özgü işlevleri var. Gerçekleştirilen her küçücük titreşimin bir diğeri tarafından duyumsanarak bir etkileşim silsilesine neden olabileceğini düşünürsek, gündelik yaşamın içinde ‘her an’ yaptığımız hareketler, ürettiğimiz düşünce ve duygu akışlarıyla taşıma, aktarma, nakletme ve iletme işlevi görmemiz son derece önemli.

“Dalgalar” söylemimiz, niyetimiz ve eleştirimiz ne olursa olsun, şeylerin yayılmasına, yeniden üretilmesine, aktarılmasına, muhafaza edilmesine ve dönüşmesine nasıl aracılık ettiğimize ve bu vesileyle nasıl (yeni) medya haline geldiğimize dikkat çekiyor. Artık disiplin toplumlarının sürekliliği olmayan enerji üreticileri değiliz. İktidar ağlarının denetimini dalgalar gibi gezinerek, sürekli bir şekilde ve başkalaşarak taşıyan aracılar haline geliyoruz.

Öte yandan enerji politikalarının güdümündeki güncel kapitalizm içinde dalgalar, enerji kaynaklarının hakim üretim hatlarıyla taşınmasını sağlıyor gibi duruyor. Çeşitli enerji kaynaklarının sondajlanmak ve tüketilmek üzere çetrefilli ve karanlık ağlara kanalize edilmesine yol açıyor. Teknolojik, bilimsel, ekonomik, jeolojik, toplumsal, psikolojik ve siyasi enerji ağlarına dönüşen bedenler ve maddelerin oluşturduğu dalgalar, bugün veri yığınlarına dayalı algoritmik regülasyonun eşlik ettiği post-totaliter yönetim zihniyetinin nasıl işlediğini açığa çıkaran semptomlar sunuyor.

Dijital teknolojilerle birlikte gerçekleştirilen üretimlerin küresel sermaye devleri, hükümetler ve onlara b(ağ)lanmış aktörler tarafından giderek merkezileştirildiği ve denetim altına alındığı bir dönemde, sergideki işler elektromanyetik-bedenlerin, ses-bedenlerin, nöron-bedenlerin, sismik-bedenlerin, kalabalık-bedenlerin, ışık-bedenlerin ve yay-bedenlerin oluşturduğu dalgaları yeniden kullanmayı, geri dönüştürmeyi, işleme ve sürece tabi tutarak başkalaştırmayı deniyor.

Sergideki çalışmalar, mutasyona neden olan işlemleri ve süreçleri duyumsanır kılarak deneysel, afektif ve performatif deneyim olanaklarını açmaya çalışıyor. Sonuç olarak “Dalgalar”, başka dünyaların kurulabileceğine dair inancı ve arzuyu tetikleyerek hayal etme olanaklarını çoğaltıyor. Dijital teknolojilerin gündelik yaşamın sıradan bir parçacığı haline geldiği post-medya döneminde “Dalgalar” Do-It-Yourself, Peer-to-Peer ve Maker hareketi gibi yeni medya kültürünün yayılmasına aracılık edenlerle b(ağ) kuruyor.

Ebru Yetişkin

İ Ş L E R

K O N U Ş M A L A R

R Ö P O R T A J L A R

S P O N S O R L A R


Contact Us

We're not around right now. But you can send us an email and we'll get back to you, asap.

Not readable? Change text. captcha txt